Siyaset

TBMM genel kurul görüşmeleribe

TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç , gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.

AK Parti Burdur milletvekili Bayram Özçelik, “İstiklal Marşı’nı yazan Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un 20 Aralık doğum yıldönümü ve 27 Aralık ölüm yılı anma günü”, AK Parti Sivas Milletvekili Semiha Ekinci, “Sivas’a yapılan yatırımlar”, CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, “Gaziantep’in düşman işgalinden kurtuluşunun 99. yılı” konularında birer konuşma yaptı.

AK Parti Burdur Milletvekili Özçelik, Mehmet Akif Ersoy’u özünden anlayan, anlatan eğitimcilerin olması gerektiğini belirterek, “Yüz yıl önce Mehmet Akif’i anladığımızda, Ortadoğu’da, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Kuzey Afrika’da, Mavi Vatan’da oynanan oyunların, Türkiye coğrafyası üzerinden aklını ve stratejisini mandacılık zihniyetinden alan değil, oyun üstüne oyun kuran, oyun bozan bir gücün sahibi olduğumuzu anlarız.” diye konuştu.

CHP İzmir Milletvekili Polat, Gaziantep’in düşman işgalinden kurtuluşunun 99. yılını kutladı.

Genel Kurulda siyasi partilerin grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

TBMM Genel Kurulunda İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Akif Ersoy anıldı.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, İkinci Cumhurbaşkanı İnönü’yü vefatının 47’nci yılında rahmetle andığını belirterek Gaziantep’in düşman işgalinden kurtuluşunun 99. yılını ve Hıristiyan vatandaşların Noel Bayramı’nı kutladı.

Türkkan, SMA hastası bebeklerin fotoğraflarını göstererek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya, “Bu feryatları duymak lazım. Evlatlarımız bu durumda olsa bizler de çılgına döneriz. Bu evlatlar hepimizin. Gelin vicdanınızı ortaya koyun, kurtarın bu çocukları.” çağrısında bulundu.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Gaziantep’in düşman işgalinden kurtuluşunun 99. yılını kutladı ve İkinci Cumhurbaşkanı İnönü’yü vefatının 47’nci yılında rahmetle andığını belirtti.

Sevr’den sonra Afrin’e karargah kuran Fransızların Adana, Mersin, Urfa, Antep’i işgal ettiğini anlatan Akçay, “Dün Sykes Picot, Londra gizli antlaşmalarıyla Türkiye’yi bölme hevesi güdenler, bugün Doğu Akdeniz’de sözde yetki alanı anlaşmaları yapmaktadır. 100 yıl önce Ege’de büyük Yunanistan’ı, Doğu Anadolu’da büyük Ermenistan’ı, Kıbrıs’ta Rum devletini kurmak isteyenler, bugün Doğu Akdeniz’de, Ege’de, Güney Kafkasya’da yeni Sevr planları kurmaktadır.” diye konuştu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’un Urfa’nın nasıl şanlı, Maraş’ın nasıl kahraman, Antep’in nasıl gazi olduğunu öğrenmesi gerektiğini ifade eden Akçay, “Sevr hayalleri kurarak, bugün Doğu Akdeniz’de karşımıza çıkmaya çalışanların sonunun da dedeleri gibi olması kaçınılmazdır.” dedi.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Hıristiyan vatandaşların Noel Bayramını ve Süryanilerin Yaldo Bayramını kutladı.

Resmi Gazete’de yayımlanan özel okul öğrencilerine verilen eğitim desteği ödemelerine ilişkin tebliğe değinen Beştaş, “Öğretmenlerin maaşını yük olarak gören eğitim bakanlığı, özel okul teşviklerini hangi gerekçeyle yapıyor, doğrusu merak ediyoruz. Niye yük olarak görmüyor?” diye sordu.

Olağanüstü Hal İşlemlerini İnceleme Komisyonunun görev süresinin bir yıl daha uzatıldığını anımsatan Beştaş, “Aradan 4 yıl geçti, hala karara bağlanmayan 16 bin 50 dosya var. Yani 16 bin 50 hak ihlali var.” ifadesini kullandı.

Bir sürüncemede bırakma eğilimi olduğunu iddia eden Beştaş, “KHK ihraçlarıyla ortaya çıkan ağır hak ihlalleri çözüm bekliyor. Hak kaybına uğrayanlar için gerekli mekanizmaların bir an önce üretilmesi gerekiyor. Bu sesi Meclisin duymasını istiyoruz.” diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy ve İsmet İnönü’yü rahmetle andı.

Özkoç, İnönü’nün Batı Cephesi Komutanı ve Kurtuluş Savaşı kahramanı, siyasi bir zafer olan Lozan Antlaşması’nın da mimarı olduğunu kaydetti.

Türkiye’de çok partili hayata geçişin İsmet İnönü döneminde gerçekleştiğine işaret eden Özkoç, “Vatanını ve milletini yürekten seven, askeri ve diplomatik bir deha, namuslu bir siyasetçi, devlet adamıydı. Evlatlarını devlet okullarına gönderecek kadar eşitlikçi, mütevazı bir cumhuriyet insanıydı.” dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, 2021’in “İstiklal Marşı Yılı” olmasına yönelik Meclisin aldığı kararın çok kıymetli ve anlamlı olduğunu vurgulayarak, İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’u ve İsmet İnönü’yü rahmetle yad ettiklerini söyledi.

Gaziantep’in düşman işgalinden kurtuluşunun 99. yılına işaret eden Özkan, Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığında Atatürk’ün, 7. Ordu Komutanı olarak Hatay, İdlib, Afrin hattında müdafaa gerçekleştirdiğini dile getirdi.

Afrin’in Birinci Dünya Savaşı’nda işgal edilmediğini, 1921’e kadar anavatana bağlı olduğunu anlatan Özkan, şöyle devam etti:

“İşte 100 yıl önce 7. Ordu Komutanı Gazi Mustafa Kemal Paşa orada kutlu mücadele verdi. Bugün Misak-ı Milli hudutlarımızda oluşturulmak istenen terör koridoruna karşı bir kez daha verdiğimiz mücadeleyle kendimizi gösteriyoruz. Gaziantep’in müdafaasını burada anarken, o kahramanca mücadeleye emek verenleri, hayırla, minnetle, şükranla yad ederken, 100 yıl sonra şanlı ecdadımızın torunları olarak, bu coğrafyada Türkleri, Kürtleri, Arapları bir arada yaşayan ortak hukukumuzu, birlikte yaşama inancımızı ayaklar altına almaya çalışan terör örgütü ve terör örgütüne destek veren bütün dahili ve harici bedhahları milletimize şikayet ediyoruz.”

Genel Kurulda, ilk olarak İYİ Parti’nin “tekstil ve konfeksiyon sektörünün sorunları”na ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi ele alındı.

İYİ Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar, tekstil sektörünün salgın yüzünden ekonomik buhran içerisinde olduğunu dile getirerek, “Sektördeki daralma sürecinin daha kolay atlatılabilmesi için desteklerin artırılması, gümrük vergilerinin azaltılması gerekmektedir. Sektörde kirasını bile ödemeyecek durumda olanların sayısı her geçen gün artmaktadır. Sektörün sorunlarının araştırılması gekekiyor.” dedi.

HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü, pandemi sürecinde daralma yaşanan tekstil sektörüne yönelik tedbirlerin daha bütünsel olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Pekgözegü, sadece işletmeleri değil çalışanları da gözeten bir açıdan gerekli önlemlerin alınmasını istedi.

CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, tekstil sektörünün finansman, girdi fiyatları ve rekabeti artıran konularda sorunlarının bulunduğuna işaret ederek, “Tekstil sektörünün yapısal sorunları ortada. Böyle bir sektörü, yerli ve milli bir mesele olarak görerek hepimizin ortak bir tavırla araştırıp bu sektörü daha iyi bir yere getirmemiz gerekir.” ifadesini kullandı.

AK Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Erdoğan, tekstil ve konfeksiyon sektörünün rekabetçi pazarlardan birisi olduğunu, Türkiye’de özellikle sanayi ve istihdamda bu sektörün ilk sırada olduğunu dile getirdi. Erdoğan, hükümetin tekstil ve konfeksiyon sektörünün her zaman yanında olduğunu belirtti.

Konuşmaların ardından İYİ Parti’nin önerisi kabul edilmedi.

HDP’nin “asgari ücret” konusunda verdiği grup önerisi üzerinde söz alan HDP Batman Milletvekili Necdet İpekyüz, Türkiye’de milyonlarca insanın asgari ücretin ne olacağını merak ettiğini ancak bu konuda hükümetten kimsenin konuşmadığını söyledi. Türkiye’de milyonlarca insanın açlık sınırının altındaki asgari ücrete mahkum olduğunu ifade eden İpekyüz, “Bir ülkede yardımlar artıyorsa, sadakaya dönüşüyorsa, yoksulluk konuşuluyorsa asgari ücretliler mağdur düzeyindedir.” diye konuştu.

İYİ Parti Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral, asgari ücrete kalıcı ve köklü çözümler bulunması gerektiğini belirterek, Diyanet İşleri Başkanlığının fitre miktarı altında verilen asgari ücretin yoksulluğa mahkumiyet olduğunu söyledi.

CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, herkesin gözü kulağının Asgrai Ücret Tespit Komisyonunun yürüttüğü görüşmelerde olduğunu dile getirerek, “On milyona yakın asgari ücretli işçi, ailesiyle birlikte açlık sınırının altında yaşarken temel ihtiyaçlarını giderebilecek bir maaş beklemektedir.” dedi.

Beko, asgari ücret kararını verenlerin adil ve vicdanlı olmasını beklediklerini, asgari ücretin sadece çalışan işçilerin meselesi değil, bir memleket sorunu olduğunu ifade etti.

AK Parti Ankara Milletvekili Orhan Yegin, brüt asgari ücretin Fransa’da, İngiltere’de, İspanya’da bin avronun üzerinde, Türkiye’de de 400 avro civarında olduğunu aktararak, “Avrupa İstatistik Ofisi verilerine göre, Türkiye rakamsal olarak, 26 ülke içerisinde 20’nci sıradadır. Arzu ettiğimiz, hoşumuza giden bir tablo değildir gerçekten. Ancak yine Avrupa İstatistik Ofisinin verilerinde asgari ücretin satın alma gücüne göre bir kıyaslama yapıldığında Türkiye, 26 Avrupa ülkesi içerisinde 8’inci sıradadır.” diye konuştu.

Ülkede çalışan herkesin, emek veren herkesin hak ettiği değeri, emeğinin karşılığını almasını önemseyen bir iktidar olduklarını belirten Yegin, iktidarları sürecinde bu anlayışı hayata geçirmeye çalıştıklarını söyledi.

Konuşmaların ardından yapılan oylamada HDP’nin grup önerisi ile CHP’nin “Pandemi sürecinde sağlık çalışanlarının hakları”na ilişkin verdiği araştırma önergesi de yapılan müzakerelerin ardından kabul edilmedi.

Grup önerilerinin oylanmasının ardından Genel Kurulda, Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifinin tümü üzerindeki görüşmelere başlandı.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, bu teklif yasalaştığında İçişleri Bakanı ve valiliklerin, sivil toplum kuruluşlarının yönetiminde bulunan ve hakkında terör örgütü mensubu olduğu iddiasıyla soruşturma açılan isimleri görevden alabileceğini belirterek, “Şüpheye binaen işlem yapılması, Anayasa’nın hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Yargının bağımsızlığını ortadan kaldıran bu maddenin teklif edilmesi, tek adam yönetiminin en açık göstergesidir.” diye konuştu.

Teklifte yer alan birçok maddenin suçun şahsiliği ilkesine aykırılık teşkil ettiğini savunan Türkkan, şöyle devam etti:

“Bu kanun teklifi ülkemiz için ihtiyaç duyulan bazı düzenlemeleri de bünyesinde bulundurmaktadır. Terör örgütleri yıkıcı ve bölücü faaliyetlerine ulaşmak için iktisadi yöntemleri araç olarak kullanmaktadır. Terörle mücadeleden başarılı sonuçların elde edilmesinde önemli bir unsur olan terörün finansmanının önlenmesi hususu tüm devletler için önem arz etmektedir. Terörle mücadelenin merkezinde hukuka uygunluk olmalıdır ancak bu mücadelede, devleti idare edenlerin kalbinde ve zihninde taşıdığı sağlam iradeyle şekillenip ve sonuçlanması gerekmektedir.”

MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, Türkiye’nin özellikle tüm Avrupa ve Ortadoğu için terör konusunda emniyet sibobu durumunda olduğunu belirterek, “Batı dünyası bu durumun farkında olmakla birlikte terör unsurlarına destek olarak, uluslararası hukukta ‘devlet destekli terörizm’ şeklinde tarif edilen terörizmin somut örneklerini sergilemektedir. Oysa Türkiye gerek küresel terörizm tehdidine gerekse batıyı tehdit eden bölgesel terörizm faaliyetlerine karşı uluslararası toplum açısından önemli bir şanstır.” değerlendirmesinde bulundu.

Görüşülen teklifin, küresel terör ve kitle imha silahlarının yayılması ve finansmanının önlenmesine Türkiye ayağında ciddi katkılar sunacağını kaydederek, “Batılı ülkeler, ‘senin teröristin’, ‘benim teröristim’ anlayışından vazgeçmeli. Siyasal çıkarları için terör odaklarını desteklemeyi bırakmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Kanun teklifinin sınır güvenliği kadar önemli tedbirleri de içerdiğini dile getiren Öztürk, “ABD, NATO üyesi olarak Türkiye’ye yaptırım kararı alarak, devlet destekli terörizme dolaylı olarak çanak tutmaktadır.” dedi.

Bu durumun, Türkiye’nin terörle mücadelesine sekte vuramayacağını belirten Öztürk, “Bütün dünya bilsin ki; Türkiye, kimden hangi silahı alacağına kendi karar verebilecek güçte ve kararlılıktadır.” diye konuştu.

HDP Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki, AK Parti’nin Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’u çıkarmak için neden 2006 yılını, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’u çıkarmak için neden 2013 yılını, kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanının engellenmesi hakkındaki kanunu çıkarmak için neden 2020’nin 18 Aralık’ını beklediğini sordu.

Tiryaki, AK Parti’nin suç gelirlerinin aklanması, uluslararası terörizmin finansmanı ve kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanının engellenmesi için mücadele etmekte samimi olmadığını öne sürdü.

Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifiyle getirilen düzenlemeleri de anlatan Tiryaki, şu ifadelere yer verdi:

“SMA hastası için de olsa tekerlekli sandalye için de olsa, yurt dışında tedavi görmek için yardım isteyen de olsa ve gerçekten uluslararası terörizmin finansmanı veya kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanı için de olsa bu yasa değişikliğiyle yardım toplamaların tamamı aynı kapsamda değerlendiriliyor. AK Parti, kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanının önlüyorum diyerek her türlü insani dayanışmayı sınırlayabileceği bir düzenlemeyi önümüze getiriyor, neden bunu kabul etmiyorsunuz diyor. Önerimiz açık. Eğer amacınız suç gelirlerinin aklanmasını önlemek, uluslararası terörizmin finansmanını önlemek, kitle imha silahlarının yayılmlasının finansmanını önlemekse ve yardım toplama konusundaki değişiklikleri bu amaçla yapıyorsanız neden kanun teklifine bunu açıkça yazmıyorsunuz? Kuvvetli şüphe halinde BMGK kararları uyarınca yapılabileceğini neden söylemiyorsunuz?”

Teklifin en tartışmalı bölümünün dernekler yasasıyla igili maddelerin olduğunu dile getiren Tiryaki, dernekler ilgili getirilen düzenlemelerin siyasi partilere, sendikalara da uygulanabileceğini söyledi.

Tiryaki, Avukatlık Kanunundaki değişikliğin de avukatların sır saklama yükümlülüğünü ortadan kaldırması için kapı aralacağını savundu.

CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, teklifin, Türkiye’nin gri listeye, stratejik açıdan yetersiz ülke sınıfına düşmemesi için getirildiğini söyledi.

FATF’ın 4’üncü Değerlendirme Raporunda Türkiye’nin neyi eksik yaptığının tek tek yazdığını dile getiren Emre, FATF’ın 12 No’lu tavsiye kararına Türkiye’nin uymadığını söyleyerek, “12 No’lu tavsiye kararı gereği devlet başkanları, bakanlar, siyasete yakın iş dünyasından insanlar, yüksek yargıdaki kişiler, siyasi parti genel başkanları hepsi belli standartlar altında, denetim altına girmiş olacak. Yani, Türkiye bu düzenlemeleri yapmış olsaydı Reza Zarrab rezaletini yaşamayacaktık. Türkiye bu düzenlemeleri yapmış olsaydı o 4 bakan aile boyu, pervasızca yolsuzluk yapamayacaktı.” ifadesini kullandı.

Türkiye’deki 120 bin civarındaki derneğin yönetiminde ve denetiminde görev yapan herhangi birine bir şekilde soruşturma açtıktan sonra, o derneğe kayyum atayacak bir düzenlemenin getirildiğini öne süren Emre, “Anayasa’da, Türkiye’de örgütlenmenin, STK’lerin, derneklerin özgür olduğunu yazmanızın ne önemi kalıyor? Bu ne biliyor musunuz? İki yıl önce OHAL kalktı ya; iki yıl önceki OHAL’de, OHAL’le ilgisi olmayacak şekilde ekli KHK’lerle dernekleri kapatıyordunuz. Şimdi, bu, iki yıllık dönemin telafisidir. Önümüzdeki dönem İçişleri Bakanlığı, istediği her derneği, istediği an kapatabilecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Teklifteki Avukatlık Kanunuyla ilgili düzenlemeyi eleştiren Emre, avukatların sır saklama yükümlülüğünün bulunduğunu, söz konusu düzenlemenin BMGK kararları ve FATF ile ne ilgisinin olduğunu sordu.

AK Parti İstanbul Milletvekili Abdullah Güler, Mali Eylem Görev Gücü (FATF), adli birimler ve kolluk birimlerinin mali soruşturmanın önemine ilişkin olarak farkındalıkların artırılması, ekonomik suçlarda, paralel mali soruşturmanın sistematik bir şekilde yapılmasının teminini tavsiye ettiğine dikkati çekerek, “Kısa vadeli taleplerinde, özellikle Dernekler Kanunu ve ikincil düzenlemelerde yer alan denetimle ilgili hususları risk bazlı anlayışla burada terörizmin finansmanı ve kara para dediğimiz suçlarla mücadeleyi de kapsayacak şekilde yenilenmesini tavsiye etmektedir. Taslak kanunda bu tekliflerimiz de var.” dedi.

FATF’ın, derneklere yönelik risk bazlı denetimlerin gerçekleştirilmesi ve yapılan risk bazlı denetimlere ilişkin istatistiklerin derlenmesini, bir rapor haline getirilmesini tavsiye ettiğini anlatan Güler, “FATF, sektörel düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar olan Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu, SPK, SDDK ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ile MASAK arasında yapılacak protokol çalışmaları kapsamında, kara para suçları ve terörizmin finansmanı denetimleri konulu uluslararası bilgi paylaşımlarının alınması ve gönderilmesi hususunda kapsamlı değişiklikler talep etmektedir.” ifadelerini kullandı.

Güler, FATF’ın tavsiye niteliğindeki talepleri karşısında, 44 maddeden oluşan bu teklifin ilk 6 maddesiyle kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanının önlenmesi kapsamında düzenleme yapıldığını belirterek, “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’da düzenleme yapılarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1373 sayılı Kararı ve FATF’ın 6 numaralı tavsiyesiyle uyum içerisinde terörizmin finansmanının önlenmesi amacıyla mal varlığının dondurulması mekanizmasının oluşturulması öngörülmektedir.” dedi.

Güler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bir kararına işaret ederek, “‘Müşteriye ait para, senet ve diğer aktifleri yönetmek, banka tasarruf ya da tahvil hesabı açılması, şirket kurulması, katkı sağlanması, şirketlerin oluşturulması, yabancı vakıf ve vakıf benzeri yapılanmanın oluşturulması, diğer meslek birliklerinin içerisinde yer almayan danışmanlık faaliyetleri. Bunlar meslek sırrı niteliğinde değildir, Avukatlık Kanunu kapsamında değildir. Bunlarla ilgili sen kara paraya yönelik bir şüphe duyduğunda, gördüğünde mutlaka ilgili barolar birliğine, Avrupa’da, Fransa’da, ihbarda bulunmak zorundasın.’ demiş. Bizim getirdiğimiz teklif nedir?” diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan, iktidarın 12 Eylül’de çıkan Anayasa’ya, dernek kurma özgürlüğüne tahammülü olmadığını öne sürerek, “İki günde bu yasayı getirip her taraftan parmak sayısıyla bu yasayı geçiremezsiniz. Bunları toplumla tartışarak getirmeniz lazım. Kimsiniz ya, kimsiniz?” diye konuştu.

Aydoğan’ın bu sözleri üzerine AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında tartışma yaşandı.

Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, Aydoğan’ın açıklamalarının şık ifadeler olmadığını belirterek, konuşmalarda içerik ve üsluba dikkat edilmesini istedi.

AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, Dernekler Kanunu’nda getirilen 3 suçla ilgili muhalefetin eleştirilerine işaret ederek, “Terörizme finansman sağlama suçu, uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticaret suçu, suçtan elde edilen varlığın aklanması suçu, bu suçlarda soruşturma aşamasında İçişleri Bakanı’na organları uzaklaştırma yetkisi öngörülmüştü. Muhalefetin itirazlarını dikkate aldık. Bu konuda bir hazırlık yapılıyor. 15. maddede, ‘soruşturma’nın, ‘kovuşturma’ya dönüştürülmesiyle ilgili bir teklif olacak.” bilgisini paylaştı.

Savunma hakkının kutsal olduğunu kaydeden Özkaya, “FATF, tüm alanların kanun kapsamına alınıp, yalnızca avukatların istisna edilmesi, burada bir gri alan oluşturduğunu söylüyor. Barolar Birliği Başkanımız ve avukat arkadaşlarımızla uzunca müzakere ettik. Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinin 1. fıkrasında münhasıran avukatların yaptığı işleri ve arabuluculuk aşamasında, alternatif çözüm yolları arasındaki elde edilen bilgilerin bu kanun kapsamında olmaması gerektiğiyle ilgili. Bu konuyla ilgili bir düzenleme olacak.” şeklinde konuştu.

TBMM Genel Kurulunda, Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine Dair Kanun Teklifi’nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, Meclis Genel Kurulunda, Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine Dair Kanun Teklifi üzerinde milletvekillerinin sorularını cevapladı.

Dernekler Kanunu’ndaki değişiklikle terörün finansmanı suçu, uyuşturucu ticareti, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından mahkum olanların dernek yönetim kurulu üyeliklerinde görev alamayacaklarını dile getiren Tunç, söz konusu kişilerden dernek yönetim organlarında görev yapanlarla alakalı geçici tedbir noktasında İçişleri Bakanına yetki verilebildiğini ve acele hallerde de bu tedbir yeterli değilse İçişleri Bakanının, dernek faaliyetini geçici olarak durdurabileceğini ancak derhal mahkemeye başvurarak, hakim kararı alınacağını anlattı.

Dernekler Kanunu’nda cezai hükümlerin, FATF tavsiyeleri doğrultusunda güncellendiğini aktaran Tunç, dernek kurma özgürlüğüyle ilgili hakkı kısıtlayan bir durumun söz konusu olmadığını belirtti.

BMGK’nin kitle imha silahlarının finansmanının önlenmesine yönelik kararlarının uygulanması amacıyla mevzuat düzenlemesi yapıldığını da anımsatan Tunç, “Bu şekilde kitle imha silahlarının yayılmasının önlemesine ve uluslararası güvenliğe katkı sağlanıyor. Kanunla, bir denetim ve iş birliği komisyonu kuruluyor, kurulan denetim ve iş birliği komisyonu, kararların uygulanmasında etkin bir eş güdüm sağlamaya yönelik. Bu çerçevede, yaptırıma konu kişi ve kuruluşlara fon sağlanması, malzeme ve ekipman ticareti, teknoloji transferi yasaklanmakta ve mal varlığının dondurulmasıyla ilgili usuller belirlenmektedir.” diye konuştu. 

Teklifte, Yardım Toplama Kanunu’yla ilgili düzenlemeleri dile getiren Tunç, şöyle devam etti:

“Yardım Toplama Kanunu’na göre izin alma zorunluluğu zaten var. Kamu yararına çalışan dernekler zaten istisna kapsamında, 28 civarında dernek ve vakıf bu izinden istisna. Getirilen düzenleme nedir bu konuda? İzinsiz yardım toplama faaliyetinin eğer internet ortamında yapıldığı tespit edilmiş ise izinsiz yardım toplama faaliyetiyle ilgili o yayının kaldırılabilmesiyle ilgili bir usul düzenlemesi gerçekleştiriliyor. Yardım Toplama Kanunu’nda başvurunun incelenmesiyle ilgili bir düzenleme var. Yurt içine ve yurt dışına yapılacak yardımlara ilişkin şu andaki mevzuatımızda bir açıklık söz konusu değildi. Buna ilişkin yönetmeliğin çıkarılacağına yönelik bir düzenleme söz konusu. Yardım toplama faaliyetinin denetimiyle alakalı, görevlendirilenlerle ilgili, bu makamların yetkileriyle alakalı ilgili makamlardan bu denetimle alakalı bilgi ve belgenin toplanabilmesini daha etkin hale getiren bir düzenleme söz konusu. Yine Yardım Toplama Kanunu’ndaki cezalarla ilgili bir güncelleme var. Mali Eylem Görev Gücünün tavsiyeleriyle uyumlu bir yaptırım getiriliyor. Bu konuda bir tereddüt söz konusu değil.”

Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’da yükümlü tanımında bir değişiklik yapılarak buraya avukatların da eklendiğini belirten Tunç, şimdi şüpheli işlem bildirimine avukatların da dahil edildiğini ancak bunun sınırları olduğunu vurguladı. 

Tunç, “Şüpheli işlem bildirimi sadece taşınmaz alım satımı, sınırlı ayni hak kurulması, kaldırılması, şirket veya vakıf kurulması, birleştirilmesi ve bunların idaresi, devredilmesi ve tasfiyesine ilişkin finansal işlemlerin gerçekleştirilmesi, banka, menkul kıymetler ile bu hesaplarda yer alan varlıkların idaresiyle sınırlı bir düzenleme getiriliyor. Dolayısıyla, Avukatlık Kanunu’nda ve diğer kanunlarda belirtilen savunma hakkını zedeleyecek herhangi bir düzenleme söz konusu değildir. Buradaki ‘yükümlü’ kapsamına avukatların alınması hususu yine FATF’ın tavsiyeleri arasındadır ve üye ülkelerin birçoğu da bu yönde düzenleme gerçekleştirmiştir.”

Hibya Haber Ajansı

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün