Enflasyon görünümünde ilave bozulma, sıkılaşma gerekliliğini ortaya koyuyor

Enflasyon görünümünde ilave bozulma, sıkılaşma gerekliliğini ortaya koyuyor

Türkiye’de tüketici fiyatları Kasım ayında %2,3 artış gösterirken, yıllık enflasyon ise %14 oranında gerçekleşti. Bizim beklentimiz aylık %1 ve yıllık %12,6 oranında bir enflasyon gerçekleşmesi yönündeydi. TRY’nin değer kaybının gecikmeli etkisinin yansımasıyla hızlanan enflasyonun görüntüsünden beklenenden daha fazla bozulma olduğu görülmektedir. 

 

Enflasyonun alt kalemlerine bakacak olursak; ana harcama gruplarının hepsinde artış gözlenmektedir. Döviz kuru geçişkenliği çekirdek enflasyon görüntüsünde net bir şekilde gözlenmektedir; B ve C göstergelerinde yıllık bazda %13,72 ve %13,26 seviyelerine yükseliş söz konusudur. Manşet enflasyondan daha yüksek artış gösteren kalemler olarak %4,51 artan ulaştırma ve %4,16 artan gıda fiyatları öne çıkmaktadır. Ulaştırmada döviz kuru ve artan petrol fiyatları çerçevesinde pompa fiyatlarındaki yükseliş etkili olmuştur. Gıda enflasyonunda da son dönemde yukarı baskı yoğun bir şekilde artmıştır, bu kapsamda gıda enflasyonunun yıllık bazda Kasım ayında %16,5 seviyesinden %21,1 seviyesine yükseldiği görülmektedir. Enerji enflasyonu da yıllık bazda %4,28 seviyesine yükselmiştir. Temel mallarda grubunda aylık artış %3,76 olurken, bu grubun içinde dayanıklı mallar döviz kurlarındaki yüksek artışın etkisiyle %5,68 artış göstermiştir. Hizmet enflasyonunda aylık artış %0,62 olmuş, bu grubun içinde de lokanta ve otellerin pandemi etkisiyle %1,13’lük artışı öne çıkmıştır.

 

Tüketici Fiyat Endeksi (yıllık)… Kaynak: Bloomberg, TÜİK

 

Ağustos ayından beri gerçekleşen birikimli TRY değer kaybının etkilerinin tüketici fiyatlarına yansıması kapsamında genel enflasyon görünümünde ilave bozulma olduğu görülmektedir. Döviz kuru etkisi, enflasyon ana eğilimindeki bozulma itibariyle fiyatlar üzerinde daha kısa sürede görülen etkilere neden olabilir. Üretici tarafında maliyet yüklenimi devam ediyor, zira ÜFE Kasım’da %4,08 artış göstererek yıllık %23,11 seviyesine yükseldi. ÜFE-TÜFE makasındaki değişim, tüketici enflasyonunun genel görünümü açısından ilave artış baskısına işaret ediyor. TRY’nin 2018 yılından sonraki en büyük kur şokunu yaşamış olması, enflasyon beklentilerinden önemli derecede sapma olmasına neden olmuştur.

 

Merkez Bankası, fiyat istikrarını öne alan politikalara geçiş yaparak tek bir faiz oranı üzerinden fonlama yapmaya başladı. Bu faiz oranını da yüksek enflasyonu göz önüne alarak %15 seviyesinde belirledi. Ekim ayı enflasyonuna göre hesaplandığında %2,8 olarak çıkan reel faiz, cari enflasyona göre hesaplamada şu anda %0,9 seviyesine gerilemiş durumdadır. Merkez Bankası’nın enflasyonu kontrol altına alma kararlılığı çerçevesinde, faiz oranının yeterince yüksek olmasına izin vermesi gerekmektedir. Reel faiz pozisyonunu kuvvetlendirmek, TRY’nin istikrar kazanmasına yardımcı olmak ve bozulan enflasyon görüntüsünü kontrol altına almak için 24 Aralık PPK’sında bir faiz artırımına ihtiyaç duyulacağını düşünüyoruz. Eğer cari enflasyona göre reel faiz %2’nin üzerinde tutulmak isteniyorsa, bu faiz artırımı 150 baz puan civarlarında olabilir. Tabii bir yandan da küresel ve lokal anlamda ekonomik canlanma durumunu etkileyebilecek gelişmeler var. Aşı gelişmelerinin her ne kadar küresel ekonomilerdeki canlanmaya yardımcı olacağı düşünülse de, içinde bulunulan süreçte aslında global merkez bankalarının ekonomiye destek verdiği bir ortam söz konusudur. İçeride de, alınan yeni kapanma önlemleri ile beraber ekonominin daha da yavaşladığını göreceğiz. Yani aslında yine bir büyüme-enflasyon ikileminden bahsedilebilir.

 

Kaynak Tera Yatırım
Hibya Haber Ajansı

admin

admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir